16 Mayıs 2008 Cuma

Küçük Şehir

Her gün kalktığı gibi kalktı yataktan,yorgunluk içinde bitmiş bir vaziyette eve gecenin bir vakti geliyor sabahın köründe babasının zoruyla kalkıyordu.gitti duşunu aldı çıktı .başı çok kötü ağrıyordu.ne kadar içtiğini kendi de saymamıştı ama sarhoş değildi.babası biliyordu zaten tartışmışlardı daha önce bu yüzden ama söz verdirtmişti bir daha içmeyeceğine dair.babası bağırıp çağırmak için bir bahane arıyordu bir de içki yüzünden babasının laflarını çekmek istemiyordu.kahvaltısını yaptıktan sonra evden çıkıp okuluna doğru gitti.daha okulun ilk günleriydi.koskoca yaz tatili bitmişti.bunu düşünürken evin kapısından çıktı ve yürümeye başladı.devamlı gülen yüzü hayattan keyif alan kişi artık hayatta kalmak için bahaneler arıyordu kendine.yaşadıkları yer küçük bir yerdi.okuluna yürüyerek gidip geliyordu uykusuzluğunu üstünden atıp kendine gelmeye çalışıyordu.dükkanların önünden geçiyordu gördüğü herkese selamını vermeden güne başlayamazdı.eskiden çok sevilirdi.ama daha öncede bahsedildiği gibi yaşadıkları yer ufak bir şehir ve tutucu insanlarla doluydu.ve içki içtiğini bilen bazı kişiler ondan uzaklaşmaya başlamışlardı.bu durum çok da umurunda değildi.ama bazen zoruna giderdi.sindiremezdi bu durumu.onu bu hayatında tek anlayan yusuftu.aynı mahallede oturuyorlardı.beraber giderlerdi okula.tabi ki her sabah savaş yavaş hareket ettiği için yusuf onu bekliyordu ve her sabah olduğu gibi 'dersi kaçıracağız' diye söyleniyordu.yürürken konuşuyorlardı aynı zamanda.yusuf mahallelerindeki gibi tutucu dindarlardan değildi.o toplumda kimsenin olmadığı kadar hoş görülüydü.savaş a devamlı içkiyi bırakmasını söyler savaş da devamlı onun bu lafından sonra'bırakıyorum ama o beni bırakmıyor' derdi ve gülerdi.
sonunda okula gelmişlerdi.arkadaşlarını tatilden sonra görmeleri güzeldi.hiç kimsede bir değişiklik yoktu.herşey aynıydı.okulda, insanlarda.hiç bir değişiklik yoktu.sadece yeni bazı insanlar vardı okulda.onlarında öss yi yeni kazanmış bin bir umutla bu okula gelen,okula yabancı oldukları her halinden belli olan kişilerdi.her sene yeni gelen bazı kişilere yaptıkları şakaları bile yapmak istemiyordu.ders programlarını öğrendikten sonra sınıflarına geçtiler.arkadaşlarıyla selamlaştı ve her zamanki yerine geçti.klasik tatil sonrası konuşmalarını yaptılar ve hocalarının gelmesini bekliyorlardı.ilk günden de ne dersi dedi içinden ama çıkamıyordu dersten.bu küçük şehirden gitmesi için bu okulu zor da olsa bitirmesi şarttı.kapı açıldı ve içeri gelen bölüm dekanıydı.şaşırmışlardı.dekanın burda ne işi var die aklından geçirdi.dekan bu sene ilk defa okullarında bir hoşgeldin partisi düzenlenecekti ve dekan bu işi okuldan bazı kişilere verileceğini söyledi.buı işte gönüllü olup olmayacaklarını sordu ve tabi herkes dersten kaçmak için bahane bulmuşlardı.hayır deme ihtimalleri yoktu.yalnız dekan ın özel bir isteği vardı.savaşın müzük konusunda güzel olduğu hakkında duyum almışlardı ve bu eğlencede ufak da olsa bir konser vermesini istemişti.savaş herkesin içinde böyle bir şey yapamayacağını biliyordu ve kabul etmek istemiyordu ama karşısındaki fakültesinin dekanıydı reddetme ihtimali yoktu.ve doğal olarak kabul etti.
sınıfça hazırlıklara başlamışlardı çok zamanları yoktu.bir an önce herşeyi bitirmek zorundaydılar.savaş bu sırada vereceği minik konser için şarkıları seçiyordu ve gitarıyla,seçtiği şarkıları son kez çalışıyordu.konser okulun bahçesinde olacaktı ve standlar kuruldu öğrenciler yavaş yavaş toplanmaya başladı.tabi her yerde olduğu gibi dekan bey çıkıp sıkıcı konuşmasını yaptı ve eğlence için izin verdi.en başta usuldan ünlü şarkılar çalınırken savaş ın sırası gelmişti.arkadaşı savaşın sahneye gelceğini söylerken herkes alkışladı ve sahneye geçti.gitarını elinde aldı ve önce sözlerini kendisinin yazdığı şarkıları çalmaya başladı.tabi kimse sözlerini bilmediği için eşlik eden olmadı.içinden bu insanlar müzikten ne anlar diye geçirip bilinen şarkılara geçti.yavaş yavaş insanlar ısınmaya başlamışlardı ortama.eşlik edenler çoğalmıştı.sıra en çok sevdiği şarkıya gelmişti söylemeye başlamıştı.şarkısının ortasına geldiğinde kafasını kaldırdı ve kalabalıkta tek başına durmuş onu izleyen herhangi bir tepki vermeyen sadece ona bakan birini gördü.aynı söylediği'papatya' şarkısının klibindeki gibi kıza aşık olmuştu.daha önce hiç görmemişti.yeni gelenlerden biri olmalıydı kesinlikle.kim olduğunu öğrenmeliydi.tanışmalıydı.onu daha yakından tanımalıydı.aklından bunlar geçerken şarkı bitti ve ara vermesi gerektiğini söyleyip izin isteyip sahneden indi.ama sahnede gördüğü kişiyi bulamıyordu.aradı aradı ama bulamadı.sonra tekrar sahneye çıkıp şarkılarına başladı ve her yerde gözü o kızı arıyordu.nerdeydi.şarkılarını onun için söylemeye başlamıştı artık.göremedi aşık olduğu kızı.konser bitti ve herkes dağıldı.okuldan yusufla çıktılar ve dalgın dalgın yürüyordu.yusuf a gördüğü kızdan bahsetti ve aşık olduğunu söylüyordu.yusuf gülümsedi ve :sen aşık oldun ha???inanmam.kızı yeni buldun kandırmaya çalışmıyorsun değil mi.yok kandırmak istiyorsan bunu kızın yanında söyle dedi.savaş bu lafa içerlemişti.en son kız arkadaşı onu başkasıyla aldattıktan sonra kızlar onun yatağına girip çıkan bir nesne olmaktan başka birşey olmadı.sanki o aldatmanın intikamını o kızlardan alıyordu.bazen ağlardı bunlar aklına geldikçe ama sonra kendisini aldattığı kız aklına geldikçe daha da hırslanmıştı.'yemin ederim yusuf aşık oldum.o güzelliği ben daha önce görmedim.karşımda durup hiçbirşey yapmadan beni izliyordu.o kadar güzeldi ki bir ara orda sadece ben ve o varmış gibi şarkılarımı söyledim.başka kimseyi gözüm görmedi.dedi yusuf şaşırmıştı.savaş ı biraz dizginleyecek bir kız nerede karşısına çıkacak diye devamlı aklından geçirirdi ve sonunda gelmişti galiba.
ve ertesi gün olmuştu.gece uyuyamamıştı.hayallere dalıyordu,hayal kurmayı çok severdi.sabah ilk defa babası kaldırmadan uyanmıştı.bu duruma şaşırmıştı.herhalde aşk böyle birşey diye içinden geçirdi babasının yüzündeki şaşkınlık ifadesini görünce.kahvaltısını aceleden bitirip okulun yolunu tuttu.ve ilk defa yusuf'un kapısının zilini çalmıştı.evet her zaman savaşın gelmesini bekleyen yusuf kapıda savaş ı görünce şaşırdı ve içeri davet etti.savaş o kadar acele ediyordu ki zavallı yusuf un kahvaltı yapmasına bile izin vermedi.okula gittiler.savaş ı gören konser için tebrik ediyor ve teşekkürlerini sunuyordu.ama savaşın pek de bu kişileri görecek hali yoktu.gözleri konserdeki kızı arıyordu.her yere bakıyordu.yusuf savaş ın normal olmadığını görünce sebebini az çok tahmin ediyordu ama öğrenmek istedi.savaş ın deli gibi hareket etmesinin sebebi gerçek bir aşkı ne zamandır yaşamaması ve bulduğu için kaybetmeme çabasıydı.dersten önce bulamadı ve üzgün bir şekilde merdivenlerden çıkıp sınıfa gitti.tüm ders boyunca üzüntüden put gibi oturdu.hiçbir şey yapmadan.normalde de pek dersi dinlemezdi zaten ama ders sırasında da konuşurdu ama şimdi ağzını açmıyordu.şaşırtıcıydı arkadaşları içina.alışık olmadıkları bir durumdu.sebebini soran herkese 'birşey yok' diyerek geçiştiriyordu.sonunda hoca dersi bitirdi ve dışarı çıktılar savaş ın sabah ki heyacanı kalmamıştı etrafına bakıyordu ama umutsuzdu.sonra gitti merdivenlerde oturdu.tek başına.başını duvara yaslamış ölümünü bekleyen mahkumun korkudan vücüdunu büzüp duvara yaslandığı gibi duruyordu.çaresiz bitmiş bir vaziyette.tam aşık olduğu kişinin kendi okulundan olmadığını aklından geçiriyordu ki arkadan kadifemsi bir ses tonuyla 'pardon'diyen bir bayan sesi duydu.arkasını döndü o'ydu.konserdeki kızdı.ne yapacağını bilemedi.sonunda aklından buyrun demek geçti.kız konser için tebrik ediyor ve kendileri için yapılan bu organizasyonda görev aldığı için teşekkür etti.yusuf tebriklerini aldı ama kendisini kızın gözlerinden alamıyordu.gözlerindeki okyanusta boğulmak istiyordu.hiç çıkmamak devamlı orada kalmak istiyordu.sonra kız çekti gitti ve savaş arkasından bakakaldı.artık bi umutsuzluk içindeyken aşık olduğu kızın kendi okullarında olduğunu biliyordu ve konuşmuşlardı.artık mutluluktan kimse tutamazdı.ders başlayacaktı.sınıfa gitti espriler kahkahalar havada uçuyor,ilk dersle ikinci ders arasındaki savaş arasında dağlar kadar fark vardı.dersin nasıl geçtiğini anlamadı bile.diğer dersleride tabi.öğle arası olmuştu.karnı zil çalıyordu.yemekhaneye gittiler.ve bir umut sevdiği kızı görecekti.özlemişti.doyamadığı gözlerine bir kez daha bakmak istiyordu.yanıp tutuşuyordu bunun için.sırada görmemişti bir umut içeride görecekti.yemeğini aldı etrafa baktı yer arama bahanesiyle etrafta dolaşırken görmüştü.masasında boş yerde vardı ama arkadaşları yanındaydı.bir ara çelişkide kaldı ama yapmalıydı ne olursa olsun arkadaşlarını satmak uğrunada olsa kendini yapmak zorunda hissetti ve gitti yanına ve izin isteyip oturdu.kızın arkadaşları yanındaydı.herkes savaşı konserden dolayı tanıyordu ama savaş onları tanımıyordu ve bu bahaneyle isimlerini öğrenme fırsatı tanıdı.sonunda öğrenecekti ismini.ve öğrendi de.adı esmaydı.ne kadar da güzel ismi var die geçridi içinden.ve sonra okul ve dersler hakkında genel bilgiler verdi.yemek çok sıcak geçmişti.kendisine sıcak davranmışlardı.yemeği bitirdiler ve çıktılar.esma derslerinin olmadığını belirterek eve gideceğini söyledi.savaş buna üzüldü.esmayla vakit geçirmek istiyordu.onu tanımak istiyordu.ama olmayacaktı.her zaman ki gibi hayat onun istediği şekilde gitmiyordu.bugun ki limitini doldurmuştu.
onlar gitti .yusuf u aradı.mutlaka anlatmalıydı neler yaşadığını neler konuştuğunu.konuşmadıkça içinde birşeyler oluyordu.yusuf a anlattı.bir ara yusuf bu kızın seni çeken yanı güzelliğinden başka birşey değil dediği zaman savaş biraz kırıldı.tamam geçmişi çok iyi değildi ama yusuf bile düzeldiğine inanmazsa kim inanacaktı ki?başka kim vardı onu dinleyen?ve yusufa söyledi.onu seviyordu.tanımadan sevdim demek belki yanlış gelecek belki güzelliğine baktığım düşünülecek ama yemin ederim böyle birşey yok.sevme sebebini bilmiyordu.sebeb aradı durdu.neydi o kadar bağlayan neydi kalbinde bu kadar çarpıntı yapan şey bilmiyordu.aklından devamlı bu soruları geçirdi ama bulamadı sebebini.yoktu sebebi.içindeen sadece onunla beraber olayım yeter diye ses geliyordu.başka birşey söylemiyordu ona.eve gitti yine düşünmeye başladı ,gece uyuya kaldı.kaç gecenin verdiği uykusuzluğa artık bünyesi dayanamamıştı.ertesi gün okula geldi her zamanki rutin hayatına devam ediyordu.monoton bir hayattı.düşünüyordu yine.uzaklara dalmıştı.aklında esma nın gözleri vardı.aklından çıkaramıyordu.sonra aklına takıldı:neden onun yanında değilim?neden bu duygularımı bilmesin dedi ve esmayı göreceği ilk yerde konuşma kararı aldı.ve gördü de.fırsatını bulmuştu.gitti yanına.her adımında kalbinin hızlandığını da hissediyordu.vardı yanına selamlaştıktan sonra konuya girmeye çalıştı ama dili varmıyordu bir türlü.konuşamıyordu.ne olduğunu kendide anlamadı.bu kadar zor birşey değildi.daha önce defalarca yapmıştı böyle birşeyi.ama önce hiç bu kadar aşık olmamıştı.hatta hiç olmamıştı.kızlar onun için basit bir nesneden ibaretti çünkü.ama esma öyle değildi.onun için her şeyi yapmaya değerdi.onun gözlerine bakabileceği bir an için geri kalan ömrünü feda etmeye hazırdı.ve ağzından tek cümle çıktı:esma sana aşığım.esma şaşırdı.ne diyordu anlam veremedi.şaka mıydı.çok sinirlenmişti.ve savaşa ağzına ne geldiyse söyledi ve çekip gitti.savaşın ne diyeceğini dinlemeden.savaş durdu.çaresizce.birşey yapmadan.ama birşeyler yapmalıydı.kendini anlatabilmeliydi.ortadaki yanlış anlamayı kaldırmalıydı.arkasından koştu ve kolundan tutup çekti.esmanın söylediği sözler savaşın zoruna gitmişti.çünkü daha önce kimseyi bu kadar sevmemişti.kimse için hayatını feda edebilmeyi düşünmemişti ve o cümleleri hak etmemişti.kendisinin nasıl biri olduğunu aşktan nasıl soğuduğunu daha önce kimseye aşık olmadığını, davamlı esmanın yakınında olmak istediğini birer birer anlattı.bazen ağladığı oldu.ve sonunda sustu.başını eğdi ağladı.esmanın söylediği sözler zoruna gitmişti.ve ağzından tek laf çıktı:ben senin için bunları düşünürken senin gelipde bana bumları söylemen benim ölüm nedenimdir.' esma bu laftan sonra defalarca özür diledi.ama kendisinin de haklı olduğunu söyledi.ilk defa tanıştığı biri daha 2.günden aşığım diyerek karşısına çıkıyordu.savaş esmanın haklı olduğunuu zaten biliyordu ama esmaya olan aşkından dilinin tutulduğunu ve direkt böyle bir laf söylediğini ifade etti.bu laf esmanın hoşuna gitmişti.yüzünde bir gülümseme belirdi.savaş bunu gördü.bu savaş için bir umuttu.esmanın yüzü gülüyordu.bu savaşın elde edeceği en güzel mutluluklardan biriydi.bundan sonra ne olacağını kestiremiyordu.biliyordu ,esma kendisini onun kadar sevmiyordu ama o yüzündeki gülümseme bir umuttu.bundan sonra elinden gelen her şeyi yapacaktı esma için.uzun uzun konuştular.ve okuldan çıktılar.savaş esmanın telefon numarasını alıp alamayacağını sordu.esma verdi tereddüt etmeden.ve ayrıldılar.savaş eve neşeli gitti.eve girer girmez annesine sarılıp onu doyasıya öptü.annesi alışamamıştı böyle bir şeye.genelde savaş direkt gelip odasına girerdi.şaşırdı.altından birşeyler çıkacağını ve bunun çok geçmeden duyacağını biliyordu.yemeğe oturdular.yemeğini yerken telefonda mesaj sesi geldi.esmadan geliyordu mesaj:'sevgine inanmamak elde değil.ama neden ben?ne buldun bende?' diye yazıyordu.yüzü asıldı biraz.annesi gelen mesajda birşeylerin ters döndüğünü anladı.ama savaşın bir yandan umutlanması lazımdı.çünkü sevgisini inandırmıştı.ama kendisinin de bulamadığı cevabı zor soru gelmişti.ne yazsam diye düşünüyordu.ve karar verdi:senle ilk konuştuğum andan itibaren bu soru aklımı kurcalıyor,gecelerce düşündüm bulamadım,tek istediğim şey gözlerinin o derin maviliğine dalmak istiyorum.'dedi ve yolladı mesajı.cevap bekliyordu heyacanla.ve mesaj hemen geldi.bu kadar erken gelen mesaj ne olacktı diye içinden geçirirken gelen mesajı görünce şaşırdı kaldı.gelen mesajda olan tek şey :) evet sadece bir gülücük işaretiydi.esma cevabını beğenmişti.aradan günler geçiyordu ve birbirlerini tanımaya başladılar.artık birbirlerinden ayrı birşey yapamıyorlar,yapsalar dahi birbirlerini haberdar ediyorlardı.
heyacanla beklediği gün gelmişti.her zaman tek başına sığındığı yer onun için artık esmayla onu bekleyen bir yer haline gelmişti.beraber gittiler.şehre tepeden bakıyorlardı.şehir ayaklarının altındaydı.mükemmeldi.her şey yolunda gidiyordu.ve savaş ilk sözlerine başladı:burası benim için dünyanın en güzel yeri.her zaman tek başıma geldiğim sıkıntılarımı giderdiğim,yeri geldiğinde intihar etmeyi düşündüğüm yer.buraya ilk getireceğim kişi dünyada eşi benzeri bulunmayan ve sonsuza kadar yanında olacağım,sıkıntımı kederimi hüznümü paylaşacak kişi olacak benim için.sen böle bir şeyi kabul eder misin?' dediği anda esma savaş a sarıldı.ve ağladı.anlam veremiyordu savaş ama sevdiği insan kollarının arasındaydı.esma ağlıyordu.sebebini sordu.esma birşey demedi ama sonra daha önce kimsenin ona böyle birşey söylemediğini,ve söylediği sözler çok hoşuna gittiği için ağladığını söyledi ve ömrünün sonuna kadar savaş la olacağına söz verdi.esma ya sarılıyordu.gözlerinini içine çekinmeden bakıyordu artık.alamıyordu gözlerini gözlerinden.bakarken daha önce hiç bir şey yaşamadığını fark etti.sanki hayat onun için yeni başlıyordu.hayatın tadına yeni varıyordu.sevdiğinin kokusunu doyasıya içine çekiyordu.ona sarılmaktan,öpmekten kendini alamıyordu.
her şey güzel devam ediyordu.ta ki okuldakiler esma ile savaş ın çıktığını öğreninceye kadar.savaş ın geçmişi pek de masum değildi.kızlardan intikam alırcasına sadece bir yatak macerası olarak gördüğü kızların intikam zamanı gelmişti artık.bir nevi fıkralardaki atın intikamı diyebiliriz.okuldan savaştan nefret eden kişi savaşın şu zamana kadar savaşın yaptığı tüm herşeyi bir bir esmaya anlatmıştı.esma yalan olmasını temenni ediyordu.olamazdı böyle birşey.kızın anlatmasını bitirmeden savaşı aradı ve yanına gitti.duyduklarını anlattı ve cevap bekledi.savaş cevap veremedi.esma dualar ediyordu yalandı şakaydı demesini ama savaş diyecek laf bulamadı.esma onurlu kızdı.sevgilisinin nasıl böyle pislik birşey yapabileceğine akıl sır erdiremiyordu.olamazdı.sevdiği kişi bunu yapamazdı.önceden kaç kişiyle çıktığı umrunda değildi ama kızlardan intikam alırcasına böyle birşeye kallkışmasına dayanamazdı ve 'herşey burada bitti'diyerek çekti gitti.savaş kendini affettiremedi.naptıysa ne kadar çabaladıysa boşunaydı.dönderemeyecekti esmayı.üzüntüden tekrardan içmeye başlamıştı.yine sarhoş olduğu günlerden birinde içkinin etkisiyle esmanın evinin önüne gitti ve esmayı ne kadar çok sevdiğini bağırmaya başladı.haykırıyordu.tüm mahalle uyanmıştı.esmanın aileside pencereye çıktı.abileri babası sinirden kuduruyorlardı ve aşağı inip sinirlerini savaştan çıkardılar.tüm mahallelinin gözü önünde savaş ı öldürmekten beter ettiler.savaş için birşey değişmiyordu.esma sı gitmişti.kimin gözlerine bakacaktı.kime sarılacaktı.kimin tenine dokuanacaktı artık.onu kaybetmek zaten ölümdü onun için.sonunda polis geldi araya girdi ve savaş ı hastaneye kaldırdılar.her tarafı yara,morluk içindeydi.rezil bir haldeydi.o geceyi hastanede geçirdi.aileside gelmişti tabi.babası olanları öğrenince ağzından bizi tüm herkese rezil ettin cümlesinden başka birşey çıkmıyordu.savaşın ağzını bıçak açmıyordu.ölüm sessizliğindeydi sanki.annesinin yüzüne bakamıyordu utancından.sabah eve götürdüler ve savaş odasına çıktı.tüm gün boyunca tek lokma ağzına almadan tek laf etmeden uzandı yatağında.akşam olmuştu artık.evdekiler yemek yiyordu.savaş odasındaydı.bilgisayarını açtı ve en güzel hikayem adlı aşrkıyı dinliyordu.esmayı aradı.açmadı.son kez konuşmak istiyroum inan son olacak deyip mesaj attı.esma aradı.sesi çok soğuktu.zorla konuşuyordu..bu sırada esma savaşın esmayı ailesine ne kadar rezil ettiğini bahsediyordu.
savaş :bundan sonra sana dokunamayacağım bu benim için ölüm demek biliyorsun demi?' diyerek esmanın konuşmasını kesti.
esma:senin gibisi dokunamaz.tüm güvenimi yıktın,attın.seni ne kadar sevsem de bitmek zorunda,artık bu iş bitti'dediği anda şebo 'bitti buraya kadarmış'dediği anda savaş tetiğe dokundu..ve telefonda acı bir ses çınladı.esma ne olduğunu anlamadan teledonda bir kadın çığlığı duyuyordu.esma deliye döndü.olamazdı.savaş böyle birşeyi yapmazdı demi?çılgına döndü ve evden koşarak çıktı ve savaşın evine gitti.kapıda insanlar doluşmuştu.ağlayanlar kendini kaybeden insanlar görüyordı etrafta.içeri koştu ve savaşın cesedini gördü.yere yığıldı.olamazdı.sevdiği çocuk yerde kanlar içinde yatıyordu.daha çok değil bir kaç gün önce sarıldığı bedeni yerdeydi.hareketsizdi.ama bundan sonra dokunamayacaktı.annesi feryatlar içindeydi.bir babayiğiti toprağa vermek kolay değildi.esma çıktı.yavaş yavaş yürüyordu.savaşa ilk sarıldığı yere gitti.savaş esmasız oraya gelmezdi.içinden olamaz yapamaz savaş bunu diye geçirirerek tepeye gelmişti.bundan sonra esma napacaktı.savaş ölmüştü.hem de kendi inadı yüzünden.şehire üstten bakan tepedeki korumalığın üstüne çıktı ve 'sen yoksan bende yokum'diyerek kendini aşağı bıraktı.....